Sessizlik. Günler sonra bile aklıma ilk gelen şey, Nemrut’ta rüzgârın sesi ve herkesin aynı anda susup ufka bakması. Bursa’dan arkadaş grubumuzla çıktık, uzun otobüs yolculuğu yorucuydu ama koltuklar rahattı, molalar düzenliydi. En çok, Halfeti’de Fırat kıyısında çay içerken rehberimizin yöre insanının eski göç hikâyelerini anlatması etkiledi; programda yazmayan böyle küçük anlar turu özel kıldı. Göbeklitepe’de kalabalık yüzünden biraz bekledik, fotoğraf çekerken de acele ettik ama rehber sabırla herkese tek tek alan gösterdi. Sonbahar serinliğinde, sabahları ince mont, gündüzleri gömlekle gezmek tam kıvamındaydı. Oteller temiz ve kahvaltılar doyurucuydu, özellikle Mardin’de kaldığımız otelin taş avlusunda akşam yemeği sonrası oturup günü değerlendirmek çok keyifliydi.